aslında şöyle kımsenın sizi tanımadıgı yerlere gıtme sendorumuna ben bıraz daha
aaa,uuu super gibi hayalperestliğin dışında subjektif yorum katayım.
ondan öncede okuduktan sonra nihilist olmanızın riskini belirtip 3.pencereden yaklaşamıyacak veyahut kendi fikirlerini kendilerinin yonetmedığı kişilerin bu yazıları okumasını uygun gormedığımı ustune basa basa soyleyım.
tamamen şahsi fikirlerime dayaılıdır.
Aslen, hayat "çok kısa di mi?" söylemlerinin sebeplerinden biri elde edilen ve(ya) değer biçilmiş kavramların yolun sonunda yokolma polemiği ,
bir diğeri isegeçmişe bakıldığında sanki hiç yaşamamışım bu kadar zaman nasıl geçti böyle sendromudur.( bunun sebebi sürekli aynı motonlukta ve aynı ritimde yürümemizdir )
zirâ hayalperestlikten avundurularak daha realist dusunulunurse 2sinede çözümle etiketin asıl cıkartılması gereken anlamda yatmaktadır.
sadece bu etiketin melankolizm serdenişleriyle yaratılmadığını benimseyinki yaratmakta tanrıya mahsus o zaman kendi dunyanızı kendınız yaratın onun tanrısı siz olun hayat ıcınde hayat olusturun.
...derken :)
yargıdan kastım demek istediğim burda 30 kişi varsa 25 ide bu etiketi okuduktan sonra harbi gıtsemde özgürlüğümü kazansam , okul iş stresinden kurtulsam yada yasadıgım tum problemleri arkamda bıraksam gibi temeli melankolizm olan dusuncelere hayallere kapılıyor.
öyle ki benımse yapacagım şey hayal ürününün aksine şundan ıbarettir.
3-4 sene sonra işi , arkadaşlarımı,çevremi msn ıme kadar tek casede silip bambaska bır ülkede yepyeni bir hayata baslayarak orada yeniden yaşamak yeniden iş sahibi olup yeniden çevre edinmek ve akabinde ordan da 2-3 sene sonrasında baska bir diyara geçip aynı ritmi oradada sergilemek ve her yaşadığım o anki toplumda güneş doğmasına eşlik ederek üzerinde o ülkenin hatırasıdır yazan fincanlarla kahvemi içmek ve tanrısı olan bir hayat içinde kendi hayatımın kendi tanrılığını yaptığım süreçleri yaratmak.
hayat içinde hayatlar yaratmanın melankolizm ezgisiyle bir tutulmaması gerektıği mechuldür ki o kıvamadaki şahsiyetler bu kararlarıyla orada burdankinden çok acı çekmekten kaçamazlar.
Fikirlerim : yeni jenerasyon kızlarının bir erkeğe bağlanıp hayatı deli dolu yaşayamıyacagım fobisinin(A) nirvanasal yaklaşımıdır.
Lâkin bu türlerin(A) anlık aşma isteği,çocuksu fikirleri , yapmacık zikirleri acizliklerinin temsilcisidir.malum daha neyi nerde ne sekil arıyacağını bilemeyen fakat içinde ben herkesden farklı olacagım düşüncesi taşımalarına yatkınlık bir süreç sonra dumur olup kaldıklarında hem kendilerine baktıklarında gülünecek modele büründüklerini görenecekler hemde baskaları tarafından
ve dolaylılıkla aklın yolu birdir şuursuzluğuna kapılıp sisteme enjekte edilmediklerini görecekler.ha ben demedımkı islami evliliği savunuyorum. kendinizi birşeye odaklamayın veya birşey uzerınde kasmayın çok yapmacık ve basit oluyorsunuz kendı hayatınızı basıtlestırıyorsunuz ben bunun taraftarıyım.
otisabının ajdara fıkırlerını sunması gıbı
görüyorum,gülüyorum ve söylüyorum.
eğerki doğru nüksedebildiysem Tanrı okuyana sabır anlayanaysa akıl fikir versin.
eğerki bunları verecek o diyarın tanrısı okuyanın kendisiyse.
Insanların çogu kaybetmekten korktugu için, sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmedigi için. Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için. Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korktugu için.Duygularını ifade etmekten korkuyor, rededilmekten korktugu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliginin kıymetini bilmedigi için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için. Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmedigi için ...
Shakespeare
Bazı kesimler tarafından önyargıyla yaklaşılan ve elektronika diye tâbir edilen müzik türünü dinleyen kitleye yönelik ; "ilginç bu müzikten ne anlıyorlar oysaki benim hiç işim olmaz bile dinleyenle" söylemlerine altında yatan mistik gerçeği yansıtayım. ki o da şu şekildir ;
elektronika ;dinlenilen bir tarz,yada müzik kesiti degildir.
Müzik ; ruhun gıdası diye tabir edilirse.
elektronıka ruhun bedene ulaşması olarak nitelendirilir.
3rd.party kısmi illegal objelerle tasavuufu gözle görünmez halde yaşama biçimidir.
fakat bu yaklaşılan ön yargılardan farklı bir şekilde azınlığı temsilendir oda şundan ibarettir ;
*Bir metropolun ortasında cafenin bahçesinde tek başına elinde kitapla brunch keyfi yaşayan
*Sabahın köründe tek başına sinemaya giden
*Tek başına sonbaharda kimsenin olmadığı bir havuzda yüzen
ruhtan ibaret bedenın gereksızlıgını benımsemiş insanların kusursuzluğunu temsilidir.
bunun kanıtı tanrıya yönelik icraalarla saplanmaya çalışılmaktadır.
genelde nihilizm yandaşlarının ve kasvet sempatizyanlarının kendilerini tanıması için kendilerine ayırdığı vakittir.
Kimisinin ise , yapısı biraz daha alternatif olsada hissetme biçimi ise dansa vurmuştur.
lakin bu tasavufun dışında vucudun savrulmasıyla anlık dürtülerden ve geçmişin acılarından o süreçte kurtulma seçeneğidir.
goa,psychedelic bu tüm seçeneklerin doğurlanlığıdır ( parthenogenesis ).
çerçevedeki bahsettigim tum insan modelleri l33t kavramı içindedir ve komplike sorulara dunno cevabı ile yetinen birer hakettiği yerde olmayan tatminkardır.
illaki bu kavram görecilidir ve çoğu kesım tarafından yanlış nüksedilmiştir deyinmeye bile tiksindigim ; ( ör: hiç bir amacı olmayanların ( genelde karakafalardır, burdaki karakafalarda genelde kürt ve tokmakcılarıdır. )
madde kullanım alanı )
bilmem ki hiç dolaylı olarak ayahuasca denedinzmi ?